Son yıllarda dünya ticaret konjüktüründe sarsıcı değişiklikler olmaya başladı. Son 20 yılda bilgi teknolojilerinin yaygınlaşması, ulaşım olanaklarının artması ve sermayenin kolayca yer değiştirmesi pazarların genişlemesine ve üretimde işçilik maliyetinin nispeten daha düşük olduğu gelişmekte olan ülkelere göç etmesine neden olmuştur. En göze çarpan gelişme  yatırımların, üretim tesislerinin uzakdoğuya ve özellikle de Çin’e doğru kayması olarak görülebilir. Her nekadar kalite soru işareti olsa da ciddi maliyet düşüşleri tüm dünyayı etkilemektedir.

Türkiye de bu yeni konjüktürden etkilenmektedir. Rekabetin etkileri ile kar marjları düşmeye başlamıştır. Bazı sektörlerde ciddi daralmalar sözkonusudur. Bunun en somut örneği tekstil sektörüdür. Tekstil artık karlı ve lokomotif bir sektör olmaktan çıkmaya başlamıştır. Özellikle markasız fason üretimde uzakdoğu bu pazarı elimizden almaktadır.

Genel olarak bakıldığında Türkiye’de, teknoloji üretmekten çok üretilmiş teknoloji edinimli iş yapma biçimine dayalı bir modelde mevcuttur. İthalat İhracat dış denge açığına bakıldığında da açığı oluşturan ana kalemlerin teknoloji ve üretim ekipmanı ithalatında olduğu görülmektedir. Dışa bağımlılık üretilen katma değerin bir kısmının yurt dışına transfer edildiği anlamına gelmektedir. Üretimde kalite ve güçlü pazarlara yakınlık ülkemizin avantajı olsa da bu istenilen gelişme ve büyüme seviyesini  yakalamamız için yeterli olmamaktadır.

Uzakdoğu baskısı ve nispeten yüksek girdi maliyetlerimiz nedeni ile düşük katma değerli üretim ve teknoloji, ürün, üretim ekipmanındaki dışa bağımlılığın seviyesinin yarattığı etki son yıllarda Türkiye’de sıkışmaya neden olmaktadır. Kanaatimizce Türkiye bir dönüşümün eşiğindedir. Ya daha katma değerli ürün/üretim ağırlıklı bir yapıya kavuşacak ya da periyodik krizlerle değersizleşen parası ile kompanse edilecek mevcut modeli sürdürmeye çalışacaktır.

Firmalar ayakta kalabilmek için artık ürün gamlarını daha dinamik yönetmek durumundadırlar. Gelecek yönelimleri ve talep tahminleri yapıp, stratejik bir planlama ile devam etmeleri gerektirmektedir. İletişim kanallarını çok gelişmesi ve çeşitlenmesi ile dünyanın heryerinden üreticilere ve ürünlere erişmek çok daha kolaydır.  Bu değişim, özelikle KOBİ’ler için hem tehdit hem de fırsatları barındırmaktadır. Bu nedenle ulusal ve bölgesel firmalar küresel boyutta düşünme ve hareket etme gereğiyle karşı karşıya kalmaktadırlar.

Ar-Ge, tasarım ve ürün geliştirme, şirketlerin rekabet üstünlüklerini korumak için özellikle üzerinde durmaları gereken ve kolay elde edilemeyen yetkinliklere bağlı en önemli  faaliyetlerdir. Katma değerli üretim yapabilmek; marka konumlandırmak, özgün ürünler tasarlamak, teknoloji üretmek, endüstriyel ürün tasarım/faydalı model/patent ile fikri hak koruması sağlamak gibi pazarlama, ürün geliştirme, üretim vb.. süreçlerde yenilikçiliği gerektirmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki firmalar bu süreçleri yöneterek dünya ölçeğinde sözsahibi olmuşlardır. Yıllardır enflasyonist ve yüksek faiz ortamına teslim olan iş dünyamız yeni konjuktürde bu süreçleri yönetmeyi öğrenmek durumundadır.  Bunun için yeterli ve nitelikli insan kaynağımız vardır. Önemli olan onlara yatırım yapmaya devam etmektir.

Ar-Ge çalışmalarını hibe ve kredi bazlı teşvik edici mekanizmalar mevcuttur. Bu sayede Ar-Ge finansmanı noktasında belirli bir rahatlama sözkonusu olmaktadır. Ancak burada finansman dışında iki önemli problemin çözülmesi gerekir. Birincisi satılabilir, değer yaratacak doğru ürün/hizmeti geliştirmektir. İkincisi de satılabilir doğru ürün/hizmeti ticarileştirebilmektir.

Birincisini biraz daha analiz edecek olursak, öncelikle piyasayı hissetmenin yanısıra bunu doğrulayacak rasyonel yapılmış bir fizibilite çalışmasına ihtiyaç vardır. Pazarın durumu, rakipler, teknolojik uygunluk, maliyetler, fiyatlama, seri imalat için gereken yatırım miktarı, geri dönüş oran ve süresi önemli göstergelerdir. Yanısıra sürecin finansması, iyi bir tasarım, protototiplerin geliştirilmesi, testlerle ürün geçerliliklerinin sınanması gerekir.

Değer yaratabilecek bir ürün tasarımı noktasında albenisi yüksek, kendisinden beklenen fonksiyonları yerine getirecek, fark yaratacak bir tasarımı gerçekleştirmek ayrı bir uzmanlık alanıdır. Yaratıcılık, tasarım araçlarının etkin kullanımı öne çıkmaktadır. Ayrıca prototiplerin üretilmesinde daha uygun maliyetli olan hızlı prototipleme gibi tekniklerin kullanılması gerekebilmektedir. İmalat işletmelerimiz çoğunlukla bu süreci hızlı ve maliyetsiz geçmek istemektedir.  Bu da başarısızlığa davetiye çıkarmaktadır.

Endüstriyel ürün tasarımcılığı tam da bu noktada devreye girmektedir. Bugüne kadar çok da yerini bulamamış olan bu alan Türkiye’de yaşanan sıkışmışlığa tam da bir çözüm olabilir. Yıllardır Alman, ABD, İtalyan vb.. ürünülerinin ne kadar iyi ve fonksiyonel tasarlandığını görür ve hayıflanırız. Sadece görsel tasarımın değil aynı zamanda imalat tekniği, kullanılacak malzeme ve üretim maliyetlerini düşürmeyi daha tasarım aşamasında gerçekleştiren bütüncül yaklaşımı ile endüstriyel ürün tasarımcılığı bu başarıların arkasındaki güçtür.  Tasarım aşamasında pek çok fikri hakkın oluştuğuna da şahit olunmaktadır.

Ülkemizde pek çok yurt dışı ödülü almış bu alandaki yetkin firmalar bulunmaktadır. Patent koruması nedeni ile yurtdışı üreticileri ile karşı karşıya gelmiş firmalara sadece bu patent alanlarından kurtarmakla kalmayıp kendilerinin de patente başvurabilecekleri tasarımlar yaparak pek çok başarı öyküsü yaratmışlardır.

Bu ve benzer, çalışmalar aynı zamanda devlet desteklerinden faydalanmaya adaydırlar. Tüm bu parçaların en fazla faydayı sağlayacak şekilde bir bütünsellik içinde değerlendirilmesi gerekir.

ÜLKEMİZDEN İHRACAT YAPAN BAŞARILI ÖRNEKLER

MUWIMOTION KICSTARTER

MUWIMOTION RESMİ WEB SİTESİ