Yüksek Katma Değerli İhracata Ar-Ge’nin Etkisi

Ar-Ge çalışmalarının yüksek katma değerli ihracat üzerine etkisi önemli çıktı beklentilerinden birisidir.

Pamukkale Üniversitesi’nden Sevcan Güneş ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nden Tuğba Akın tarafından Nisan 2019 tarihinde yayınlanan “Yüksek Teknolojili Ürün İhracatı: Lider Ülkeler ve Türkiye Analizi” isimli makalede kıyaslamalı bir inceleme yapılmıştır.

Makalede teknoloji yoğun ürünler üreten sektörlerin küresel dış ticaretteki payı da hızla artmakta olduğu belirtilmektedir. Buna göre dünya yüksek teknolojili ürün ihracat değeri 2000 yılında 1.158 milyar dolar iken 2016 yılında 1.947 milyar dolara yükselmiştir (Worldbank, 2018). Sadece 11 ülkenin yüksek teknolojili ürün ihracatı; toplam yüksek teknolojili ürün ihracatının yaklaşık %78 ini oluşturmaktadır. Bu ülkeler arasında Çin 496 milyar $ ile 1. sırada yer alırken; Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) sırasıyla 190 ve 153 milyar $ ile onu takip etmektedir. İlk 11 içindeki diğer ülkeler ise Singapur, Kore, Fransa, Japonya, İngiltere, Malezya, İsviçre ve Hollanda’dır. Türkiye ise 2,2 milyar dolar ihracat ile 37. sırada yer almaktadır (Knoema, 2018).

Makalede etki eden faktörler ve değişkenler açısından aşağıdaki tabloda dikkat çekici bulgular bulunmaktadır:

Makaledeki en önemli vurgulardan birisi Türkiye’nin yıllardır yüksek teknolojili ürün ihracatında önemli bir performans sergileyememesinin en önemli sebebi verimliliği artıracak beşeri sermaye yatırımlarının yetersiz olmasıdır. Bu bağlamda eğitim süresinin artırılmasına yönelik atılan önemli olumlu adımları, eğitimde kaliteyi ve yaratıcı düşünceyi teşvik edecek yapısal dönüşümler tamamlamalıdır. Küresel rekabetçilik endeks raporunda (2017) Türkiye’de sanayi sektörünün üretimde karşılaştığı en önemli sıkıntıların başında krediye erişim, bürokrasi, enflasyon gibi sorunlardan önce 3. sırada %12,3 pay ile nitelikli işgücü açığı olduğu belirtilmiştir.

Makaleye aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir:

Yüksek Katma Değerli İhracatta Türkiye’nin Durumu

Diğer yandan Türkiye’nin yüksek katma değerli ihracatı Dünya gazetesinde 05 Şubat 2020 Çarşamba günü Talip AKTAŞ tarafından yayınlanan yazıda aşağıdaki gibi analiz edilmiştir:

Açıklanan yıllık dış ticaret verilerine göre, 2019’da ihracatta yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 3,62 olmuştur. Bu oran ithalatta %15,3 seviyesinde gerçekleşmiştir. 5,9 milyar dolarlık yüksek teknolojili ürün ihracatına karşılık, 23,6 milyar dolar ithalat gerçekleşmiştir. Bu da yüksek teknolojili ürün ticaretinde 17,7 milyar dolarlık açık anlamına gelmektedir. Açık 2018’de 18,1, 2017’de de 23,1 milyar dolar seviyesindeydi. Açıktaki azalma, esas olarak ihracatın artışından değil, ekonomideki daralma paralelinde ithalattaki düşüşten kaynaklandı.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/ihracatta-yuksek-teknolojili-urunun-payi-yerinde-sayiyor/461842
Yüksek Teknoloji Katma Değerli Ürün İhracat ve İthalatı

Uzun dönemli seyir itibarıyla bakıldığında ise, yüksek katma değerli üretim hedefinin hâlâ “hedef” olarak kalmaya devam ettiği görülüyor. Dahası, 2000’li yıllarında başında yüzde 6,73’e kadar çıkan ileri teknolojili ürün ihracatının toplam ihracat içindeki payının, 2009’a kadar sürekli bir düşüşle yüzde 3-4 arasına sıkıştığı, izleyen yıllarda da yüzde 3,4-3,9 arası oranlarda seyrettiği gözleniyor.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/ihracatta-yuksek-teknolojili-urunun-payi-yerinde-sayiyor/461842

Yazıda 1990 yıllardaki %5 i geçen oranın Televizyon üretim ve ihracatı ile bağlantılı olduğu belirtilmiştir. Askeri amaçlı havacılık araçları ve optik cihazlar ile ilaç ve eczacılık ürünlerinin ihracatında artış yaşanmakla birlikte bu ürünlerin toplam ihracat içindeki payı henüz sınırlı düzeyde kalmaktadır.

Türkiye’de özellikle TÜBİTAK tarafından bu alandaki gelişimin hızlanması için hem üniversite hem de özel sektöre yıllardır destek verilmektedir. Sanayi destekleri 1993 yılından beri Frascati ve Oslo kılavuzlarına uyumlu olarak hemen hemen aynı temel çerçevede devam etmektedir. Çıktılarının etki değerlendirmesinin bir yöntemi de yüksek katma değerli ihracattaki artıştır.

Ar-Ge Çalışmalarının Yüksek Katma Değerli İhracata Etkisi

Bu kapsamda yakın tarihli (Ocak 2020)yapılan akademik çalışmalardan birisi DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ’sinden Şefik Canbay tarafından gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ise Ar-Ge harcamalarının kısa ve uzun dönemde ihracatı arttırdığı yönünde bulgulara ulaşıldığı belirtilmektedir.

Ar-Ge faaliyetleri bir çok yönü ile makro ekonomik performansları olumlu yönde etkileyebilmektedir. Ar‐Ge faaliyetleri ülkelerin bilgi birikimini artırarak yeni ürünlerin üretilmesini ve yeni pazarlara açılarak yüksek kazançlar elde edilmesini sağlamaktadır. Tüm bu tespitler ise çoğu araştırmacıyı Ar-Ge faaliyetlerin iktisadi büyüme üzerindeki etkilerini saptamaya yönelik çalışmalar yapmaya sevk etmiştir. Bu çalışma Türkiye için Ar-Ge harcamalarının ihracat üzerindeki etkilerini tespit etmek amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla 2004-2017 dönemine ait değişkenler arasındaki ilişkiler Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Modele (ARDL) dayalı sınır testi yardımıyla incelenmiştir. Sınır testi sonuçlarına göre değişkenler arasında uzun dönemli ilişkilerin varlığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte Ar-Ge harcamalarının kısa ve uzun dönemde ihracatı arttırdığı yönünde bulgulara ulaşılmıştır.

Ar-Ge faaliyetleri neticesinde teknolojik yönden gelişmiş yeni ürünlerin ihracatının ülke ekonomilerine katma değerlerinin de yüksek oluşu bu tür faaliyetlerinin çok daha önemsenmesine neden olmaktadır. Bu faaliyetler sayesinde katma değeri yüksek yeni ürünlerin uluslararası pazarlara ihraç edilmesi mevcut ülkenin iktisadi büyümesine de önemli katkılar sağlayacaktır. OECD ülkelerinin milli gelir içinde Ar-Ge’ye ayırdığı pay ortalaması 2017 yılı için %2.36 olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’de ise bu oran 2017 yılı itibariyle %0.96’dır. Her ne kadar çalışmanın analiz kısmında Ar-Ge faaliyetlerinin ihracatı pozitif yönde etkilediğine yönelik sonuçlar elde edilse de Türkiye’nin Ar-Ge harcamaları OECD ülkelerinin ortalamasının çok altında kalmaktadır.

Türkiye gibi Ar-Ge harcamaları düşük olan ülkeler, Ar- Ge’ye daha fazla kaynak ayırmanın yolunu bulmalıdır. Bu doğrudan kamu desteği ile yapılabilir. Ayrıca diğer önemli bir adım ise Ar-Ge’ye yatırım yapmayan firmaları teşvik etmekten geçmektedir. Bu ise Ar-Ge faaliyetlerinin artmasını sağlayacaktır (Limanlı, 2015). Netice olarak ülkelerin makroekonomik performanslarına bu kadar önemli etkilere neden olan bu tür faaliyetleri Türkiye’nin daha bilinçli bir şekilde planlayarak arttırması gerekmektedir. Aksi halde Ar-Ge faaliyetlerini yeterli düzeyde artıramayan ekonomiler büyüme literatürüne katkı yapan birçok araştırmanın bulgularında da açıkça ortaya koyduğu gibi teknolojik gelişmenin iktisadi büyümenin itici gücü olmasından mahrum kalacaklardır. Tam bu noktada Türkiye’de özel sektör, kamu sektörü ve üniversiteler işbirliği içinde bu tür faaliyetleri daha koordineli ve işbirliği içinde yürütmeleri halinde çok daha önemli sonuçların ortaya çıkabileceğini söylemek mümkün olabilecektir.

Sonuç olarak ülkemizde yapılan Ar-Ge çalışmaları ve ulusal teşviklerin yüksek katma değerli ihracata katkısının kısıtlı ve zayıf etkisi olduğu sonucuna ulaşılabilir. Bu noktada yürütülen Ar-Ge çalışmalarının niteliği de önem kazanmaktadır, ancak bunun ölçümlenmesi pek de kolay değildir. Yüksek katma değerli ihracata katkı için sadece Ar-Ge’nin nitelikli olmasının yeterli olmadığı, ticarileşme fazının da başarılı bir şekilde tamamlanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Related posts

Endüstriyel Ürün Tasarımının Önemi

by admin
2 sene ago

E-Ticaret ve Akıllı Lojistik Sektörü için Yapay Zeka’ ya Dayalı Kutu Ölçümü Ar-Ge’si

by admin
1 sene ago

TEKNOLOJİ YÖNETİMİNDE EŞZAMANLI MÜHENDİSLİK

by admin
2 sene ago
Exit mobile version